Books

Çocukluğun Soğuk Geceleri

ocuklu un So uk Geceleri Tezer zl n n bu ilk roman ya am n yaln zca ba lang c n olu turmakla kalmayan s rekli d n len belki de hi k lamayan ocuklu u yans t yor Yeti kinlerin topk ocuklu a oldu u gibi farkl l a da aman v

  • Title: Çocukluğun Soğuk Geceleri
  • Author: Tezer Özlü
  • ISBN: 9789753632607
  • Page: 413
  • Format: Paperback
  • Tezer zl n n bu ilk roman , ya am n yaln zca ba lang c n olu turmakla kalmayan, s rekli d n len, belki de hi k lamayan ocuklu u yans t yor Yeti kinlerin, topk ocuklu a oldu u gibi, farkl l a da aman vermeyen d nyas na kar yazar an lar n plak ger ekli ine s n yor.

    • Free Download [Manga Book] ↠ Çocukluğun Soğuk Geceleri - by Tezer Özlü µ
      413 Tezer Özlü
    • thumbnail Title: Free Download [Manga Book] ↠ Çocukluğun Soğuk Geceleri - by Tezer Özlü µ
      Posted by:Tezer Özlü
      Published :2020-01-11T04:44:39+00:00

    About "Tezer Özlü"

    1. Tezer Özlü

      T rk yazar zellikle ocuklu un So uk Geceleri ve Ya am n Ucuna Yolculuk olmak zere az say da kitab yla tan n r Yazar Demir zl ile yazar ve evirmen Sezer Duru nun karde idir.Simav da do du ocuklu u anne babas n n g rev yapt Simav, demi ve Gerede de ge ti stanbul a on ya ndayken geldi Avusturya K z Lisesi ne gitti ancak mezun olmad 1961 de yurt d na kt 1962 1963 y llar nda otostopla Avrupa y gezdi Paris te tan t tiyatrocu ve yazar G ner S mer le 1964 y l nda evlendi Birlikte Ankara ya yerle tiler S mer in AST ta al t bu d nemde zl Almanca evirmenlik yapt AST ta 1963 64 sezonunda S mer in y netti i Brendan Behan n Gizli Ordu oyununda oynad S mer den ayr larak stanbul a yerle ti Ge irdi i rahats zl k nedeniyle kesintili olarak 1967 1972 y llar aras nda stanbul da farkl hastanelerin psikiyatri kliniklerinde kald ocuklu undan ba layarak ya ad klar n ve klinikte kald bu d nemleri ocuklu un So uk Geceleri kitab nda yazd.1968 y l nda y netmen Erden K ral la evlendi Bu evlilikten 1973 te k z Deniz do du Bir burs alarak 1981 de Berlin e gitti Bu arada K ral dan ayr ld Kanada da ya ayan svi re as ll sanat Hans Peter Marti ile tan t ve 1984 te Marti yle evlenerek Z rih e yerle ti 1 G s kanseri nedeniyle 1986 n n 18 ubat nda burada ld Mezar A iyan Mezarl ndad r zl , eski e i Erden K ral n Yol filminin ekimi d neminde ya ananlar anlatt filmi Yolda da Yelda Reynaud taraf ndan canland r ld.

    546 Comments

    1. -"Çünkü sinir hastalığı da bulaşıcı bir şey. Hem öyle mikrop almakla değil, bir insanın umutsuzluğunu derinden algılamakla bile geçebilir."S.40


    2. zimlicious/2012/1Kitapçılarda karşılaşıyordum hep Özlü'yle. Ama sonra başka şeylere dalıp, onu unutup çıkıyordum. Sonunda bir arkadaşım sayesinde geçti gelime ve iyi ki de geçti. Kendisinden hiç bir şey beklemediğim halde bana çok şey veren bir yazar oldu.Tezer Özlü, kendi anılarını anlatırken beni de geriye götürdü. 07.45 vapurunda içerde yer bulamayıp, kafamda bere, boynumda atkı, eldivenlerim yüzünden sayfaları çevirmekte zorlanarak başladım okumaya. B [...]


    3. Yazarın psikolojisinin bozuklugundan dolayi daha yogun ve derin bir yaklasim bekledim ancak bu bozukluk kitaba derinlikten daha çok dağınıklık olarak yansımış. Kötü mü bence degil, ancak türk edebiyatında bu kitaba büyük bir yer vermek mantikli degil.


    4. Çoğu sanal ortamda birkaç kulağa güzel gelen cümlesi sürekli cımbızlanan bu kitabın, Tezer Özlü'nün çocukluk yıllarından beri devam eden akıl hastalığının, onu seven insanları kullanmasının ve duygusuzca kalp kırmasının, cinselliğe banal bakış açısının, liseyi bile bitirememesine rağmen yakalamaya çalıştığı bohemin ve Avrupa entelektüelliğinin kağıda iç karartıcı, can sıkıcı, tekrarlar ve kısır metaforlarla dolu, zaman ve mekan mefhumundan yok [...]


    5. Kitap bittikten sonra Tezer Özlü'yü araştırdım.İlginç ve bir o kadar zorlu hayatından kesitleribir kurgu ya da anlam bütünlüğü olmaksızın kağıda geçirmiş. Eğer özyaşamından izler taşımasaydı belki daha az beğenirdim. Genel olarak kasvetli ve sıkıcı buldum.


    6. Problemim "stream of consciousness" degilmis demek ki Ne guzel; nokta virgul kullarak ve gereginden uzun cumlelerden kacinarak da bu tarz anlatilabiliyormus demek. Kisacik kitap ama ne cok sey anlatmis. REM uykusunda ruya gorur gibi oluyor insan. Evet depresif, karanlik, ama ne cesaret isteyen konulara el atmis. Daha kucucuk yasta bastirilmis ic gudulerinin, butun hayatina yansimasini hic cekinmeden ve cirkinlestirmeden anlatmis. Kisacik.Roman olmaz dedim 65 sayfadan ama, tam olmasi gereken uzun [...]


    7. Kısa ama yorucu bir kitap. Sayfa sayısı (altmış küsür) tek seferde okumaya müsait diye elime aldım, bitirdiğimde kafam uğulduyordu. Yaşadığını ve düşündüğünü olduğu gibi kaleme dökmüş, o yüzden biraz sert.


    8. 65 Sayfaya bir dünya sığmış hemen herkesin bir dönemine damgasını vurmuş bunalımların ve yaşam güçlerinin haritası gibi


    9. Her ne kadar ben dört yıldız vermiş olsam da daha fazlasını hak ediyor Tezer Özlü.Benzer türlerde okudum ama yine de kitabın akışı çok farklı geldi, baş karakter nerede ne yapıyor çok karıştırdım okurken. Kitabın en öne çıkan özelliği yazarın içtenliği. İlgimi çeken kısımlardan biri de baştaki rahiplerle okuduğu okuldu. Ayrıca Süm, Günk, Bunni gibi isimler Türkiye'deki Rumların kullandığı isimler mi yoksa başka bir şey mi anlayamadım. Kitaplarda ya [...]


    10. İçerik olarak bu kitabında daha çok yaşadığı şeylerden bahsetmiş Yaşamın Ucuna Yolculuk adlı eserinde daha çok iç dünyasını ele almış, Yaşamın Ucuna Yolculuk adlı kitabı kadar sarsmadı beni bu yüzden. Yaşadıklarını, çocukluğunu, ilişkilerini, hissiyatlarını okumak, yine çok keyifliydi. Bu kadını okurken ister istemez içimdeki o bunalım tekrar tekrar ortaya çıkıyor Bu kitabında hastanedeki anılarını da aktarması bana çok farklı şeyler hatırlatt [...]


    11. İnsanın içine işleyen, hüzne boğan, ama bunu büyük bir ustalıkla ve ucuza kaçmadan yapan, demir leblebi gibi bir roman. Bu kadar erken yitirmeseydik kim bilir daha neler yazacaktı diye düşünmeden edemiyor insan, tıpkı Oğuz Atay gibi


    12. Çocukluğun Soğuk Geceleri'ni okurken, aynı güne denk geldiğim Liberal Arts filmi konu olarak birbirine alakasız olsa da ikisinin de ayrıntılarda birbirini yakalamasına şaşırdım. O ayrıntı da; Telemann. Ve bir de filmin sonunda bir yerde iliştirilmiş "seni intihara sürükleyen kitaplardan uzak dur, oku ama bunlarla fazla yoğunlaşmak tatsızdır" mesajıydı ki filmin gerisi çok basit bir kurguydu. Sadece bu iki ayrıntıyı kitabı okurken görmek benim adıma güzel oldu. B [...]


    13. Bizi çocukluğunun soğuk gecelerine götürmek isteyen bu koca yüreği nasıl sevmem?Yalın ve samimi anlatımıyla bütün açıklığı ve de edebi yeteneğiyle bizi kendi hayatının labirentlerine davet eden bu cesur yazarı nasıl sevmem?Çocukluğundan itibaren , zamanda atlamalarla anlattığı hayatının izleri , ilişkileri ve en önemlisi yaşadığı ruhsal bunalım ve hastane günlerinin tüm çıplaklığı önümüze seriliyor bu kitapta.65 sayfada koskoca bir duygu dünyasın [...]


    14. Bu kitabı çok sevdim. Tezer Özlü'nün okuduğum ilk kitabı oldu.Yaşadıklarından yola çıkması mı daha çok etkiledi bilemiyorum ama unutamadığım şeyler oldu:Şivesterli Avusturya Lisesi yılları.Psikiyatri kliniği, hemşiresi, elektroşok. Başı ve sonu olan ortası olmayan elektroşok.Çocukluğun soğuk evleri. Sobada ısıtılıp öyle giyilenler.Alışmadık Tezer'de durmayan Katolik anlayış.Kuzenleriyle yaşadıkları cinsellikleri.Neden bunalımlarımızı çözümleyem [...]


    15. "…Saplantıların acıları, burada da sürüyor. Uyandığım an başlayan, uykunun derinliklerinde ancak biraz azalan acı. Arkadaşlarıma belli etmemeye çalışıyorum. Onlar şakacı, özgür “beni” arıyor. Bulamıyor. Onların dünyasında iniş çıkışlar bu denli büyük değil. Onların dünyasında coşku delilik derecesine varmıyor. Onların dünyasında bunalım ölüm korkusuna , belkide ölüm isteğine dönüşmüyor. Onlar yemek yemeyi her gün seviyor…""Bu yaz gene [...]


    16. çünkü sinir hastalığı da bulaşıcı bir şey.hem öyle mikrop almakla değil,bir insanın umutsuzluğunu derinden algılamakla bile geçe bilir.o zaman gücün varsa kurtar kendini.•sana ne oldu?sensiz yaşayamam.-yaşarsın.herkes herkessiz yaşaya bilir.•geceleri anneme sokulunca hem soğuktan korunuyorum,hem de yalnızlıktan.


    17. Tezer Özlü'nün cümlelerindeki cüretkarlık, anlatımındaki korkusuz paylaşım onu bir yazardan çok iki kadeh parlatıp ardından kahve içmeye giden yaban bir kadına dönüştürüyor. Okuduklarımın her cümlesindeki soğuk ve kırılgan gerçekçilik, hayatı tartmaya uğraşan genç ve yönsüz bir kadının çırpınışında can buluyor. Toplumun eleştirisinden, geçmişinin gölgesinden öyle bir şekilde izole olarak yazmış ki cümlelerini, bize sadece okurken bir kadının t [...]


    18. maalesef özellikle tercih edebileceğim bir yazar değil Tezer Özlü. seveni de vardır ama ben okurken çok yoruldum.


    19. Çok cesurca yazıldığı muhakkak, zaman ve mekânda yapılan sıçramalar da bir iki yer hariç kitabın akıcılığına mani olmuyor. Hatta diyebilirim ki bu sıçramaların çoğu bilinçli olarak sonradan evvelce anlatılan şeye bağlanıyor. Yani düzenli bir düzensizlik söz konusu. Fakat bazı yerlerde bu düzensizlik okumamın akıcılığına tesir etmedi değil. Bu arada, birkaç gün evvel Haldun Taner'in ''Yalıda Sabah''ını okuyordum. Orada da, bu kitapta da Tepebaşı Tiyatr [...]


    20. Ne hissedeceğimi bilemediğim bir kitaptıYazarın cesaretini takdir etmekle üzüntü arasında kaldımNe yaşadı ki böyle şeyler hissetti? Bunun cevabını kitaptan tam anlamıyla alamadım. .sBeni rahatsız eden bir yazar oldu :(Edit: Hislerim daha belirginleşti. (Tekrar okumanın faydaları:P)Yazarı daha iyi anladığımı düşünüyorum. Bu şekilde hissetmesinin en büyük nedenini de toplumu bir kenara koyarsak aile olduğunu söyleyebilirim. Aile gerçekten çok önemliBir kez dah [...]


    21. Çok etkiledi beni Tezer Özlü ve manik depresif hayatı. En sevdiğim şeylerden biri, kitabı okurken anlatılan hayatı araştırma merakı duymak -bu kitapta da bol bol yapıp kişilerden kişilere ulaştım-. Neyse, 66 sayfalık kitap, yoruma kimlere ulaştığımı ekleyip ipucu(spoiler) vermek istemiyorum.


    22. Aslında yazar kendisi kitabında itiraf etmiş: "Düşünce ve davranışlarım küçük burjuva özgürlüklerinin sıkıcı sınırlarını yıkmaktan öte bir anlam taşımaz." Gerçi bence o sıkıcı sınırları da yıktığı yok. Neyse ki kısa bir kitaptı yoksa okumak için çok vakit harcasam o vakte üzülürdüm.


    23. Saglıklı olsun olmasın iç dünyasını anlatışındaki samimiyet çok çekici, Istanbul betimlemeleri ise şehre aşık olmanızı sağlayacak türden. Kendisine karşı hala mesafeli olsam da bu kitabını severek okudum.


    24. " Bizi bıraksalar. Ben onun dizlerine yatsam.İçgüdülerimizle gövdelerimizi tanısak. Birbirimizi sevsek.Doğanın geliştireceği sevgi içinde büyüsek. Ana karnındaki çocuk gibi. ""Hayalet ile yatmak bir kelebek ile yatmak gibidir. İnsanın bacağına, ya da cinsel organına değer. Hiç sesi çıkmaz. Heyecanlandığı anlaşılmaz. Boşaldığı, ıslaklığından belli olur. Öylesi dostluklar vardır. O dostla konuşmak, o dostla yolda yürümek, bir lokantada yemek yemek, o dost [...]


    25. 'Neden bunalımları çözemiyoruz?Neden dost olmadan erkek -kadın , karı - koca olmaya çabalıyoruz?Yirmi yaşlarının başındaki insanlar böyle mi olmalı?Sevişmek için,ilkin nikah imzası mı atılmalı?Ya da yalnız kalıp , yıllar yılı erkek-kadın özlemiyle kendi kendilerine mi boşalmalılar? Erkekler,kadın resimlerine mi bakıp heyecanlanmalılar? İlk kadını genelevde mi tanımalılar?Karı-kocalar birbirlerinin gövdelerine mal gözüyle mi bakmalı?İnsanın doğal yap [...]


    26. Popüler olmasından dolayı okuma listeme aldım ancak artık bu yönde tercih yapmamam gerektiğini bir kez daha anladım. Yazarın psikolojik rahatsızlığı darmadağınık ve konusu belli olmayan bir ürün ortaya çıkarmış. Eğer bütün anlattıklarını yaşamış ise hiç de güzel şeyler yaşamamış. Herkes kitap yazmamalı ve herkes de okunmamalı. Aslında belirli bir tarzda okumak en iyisi, fakat raflarda sıklıkla karşımıza çıkan kitapları insan bazen merak ediyor. Rea [...]


    27. Kitabın inceliği, bir solukta okunması gerekiyor fikriyatı doğursada sanıyorum ki ağır ağır ve cümleleri tartarak okumak kitabın değerini daha da arttıracaktır. Yazarın dilini çok samimi bulduğumu söyleyebilirim. Kitap içerisinde birkaç yerde film ve müzik isimleri geçiyor, bu kısımda ayrı bir güzellik. Şizofreni konusunu da iyi işlediğini düşünüyorum. Kitabı okuyanlar sanırım az çok sersemlemişlerdir.


    28. Sylvia Plath'i andırıyor Tezer Özlü bu kitapta ancak bir sürü farkla Yaşama karşı yarı umutlu ve özgür kadınsal tavrı ve duygusal dengesizlikleri, yaşamı seven ama yaşayamamaya duyduğu memnuniyetsizlik, elinden alınanlarla başarılı bir eseri tam kurmasa da tanımak istediğim bir kadın ile tanıștırdı beni bu kitap.


    29. Darbe dönemi, toplumsal normlar, ilişkiler ve hepsinden öte o soğuk kliniklerde yapılan alçakça elektroşok tedavileri.Ölmeyi dilemekte insanın hakkı ve ne hakla onu deli yerine koyuyorsunuz? Psikologların iki yüzlülüğü de burada görünür olunuyor. Yine Tezer'e yakışacak sadelikte bir dil ve yine acımasızca kullandığı duyu betimlemeleri


    30. "Yaşam, şimdi ancak kavranılması ve anlaşılması gereken; oysa yaşanması, gerçeğine inilmesi ilerideki yıllara atılan bir yabancı öğe gibi önümüze getirilmiş. Coğrafya derslerine getirilen yerküre gibi. Kimse yaşadığımız mevsimin,günlerin ve gecelerin yaşamın kendisi olduğundan söz etmiyor. Her an belirtilen bir öğretiye, bizler hep hazırlanıyoruz. Neye?"


    Leave a Comment